Eski Malatya (Eski Şehir / Aşağı Şehir), Malatya şehir merkezinin yaklaşık 9 kilometre kuzeyinde yer alan, Roma döneminden 19. yüzyılın ortalarına kadar kentin asıl yerleşim, yönetim ve ticaret merkezini oluşturan tarihi bölgedir. Günümüzde Malatya’nın tarihi ve arkeolojik çekirdeği olarak korunan bu alan; anıtsal Selçuklu ve Osmanlı mimari eserleri, şehir surları ve zengin sözlü kültür ögeleriyle kentin en önemli kültür mirası alanıdır.
Tarihsel Gelişim ve Taşınma Süreci
Eski Malatya’nın tarihi, kentin ilk yerleşim çekirdeği olan Arslantepe Höyüğü ile doğrudan bağlantılıdır. MS II. yüzyılda Roma İmparatorluğu ordusu, stratejik ve savunma amaçlı nedenlerle yerleşimi Arslantepe’den Fırat Nehri’ne daha yakın ve savunması daha elverişli olan bu düzlüğe taşımıştır.
Doğu-batı ve kuzey-güney yönlü önemli kervan ve askeri yolların kavşak noktasında bir sınır kenti olması sebebiyle tarih boyunca sık sık saldırılara maruz kalan yerleşim; sırasıyla Bizans, Arap, Danişmentoğlu, Selçuklu, Moğol ve Memlûk egemenlikleri altında kalmıştır. Bölge, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim döneminde Turnadağı Savaşı’nın ardından Osmanlı topraklarına katılarak bir sancak merkezi haline getirilmiştir.
Kuruluşundan itibaren 1830’lu yılların sonuna kadar bölge resmen doğrudan “Malatya” adıyla anılmıştır. Ancak 1838 yılında Osmanlı ordusunun Doğu Anadolu karargâhının (Hafız Ahmet Paşa komutasında) buraya taşınması ve tarihi yapıların askeri kışla ve karargâh olarak kullanılması üzerine yerleşim düzeni bozulmuştur. Bunun üzerine Eski Malatya halkı, yazlık bağ evlerinin bulunduğu 10 kilometre güneydeki Aspuzu mevkisine kalıcı olarak göç ederek bugünkü modern Malatya kent merkezini kurmuştur. Bu büyük göç hareketinden sonra eski yerleşim, halk arasında “Eski Şehir” veya “Aşağı Şehir” olarak anılmaya başlanmıştır.
Önemli Tarihi Yapılar
Selçuklu ve Osmanlı dönemi imar faaliyetlerinin en nadide örneklerini barındıran Eski Malatya’da günümüze ulaşan başlıca anıtsal yapılar şunlardır:
- Malatya Ulu Cami: Selçuklu hükümdarı İzzettin Keykavus tarafından 1219 yılından önce inşa ettirilmiştir. Mimarları Yakup bin Ebubekir el-Malati ve Mansur bin Yakup’tur. Cami, eyvanlı ve avlulu plan şemasıyla İran’daki Büyük Selçuklu cami mimarisi geleneğinin Anadolu coğrafyasındaki tek ve en özgün örneğidir. Yapının harim bölümündeki zengin tuğla işçiliği, geometrik örgüler ve kubbe iç yüzeyini kaplayan muazzam çini mozaik süslemeleri Türk-İslam sanatının başyapıtlarındandır.
- Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı: Alacakapı Mahallesi’nde yer alan yapı, 1637 yılında Osmanlı Padişahı IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından Halep Mimarbaşı Üstat Mehmet oğlu Üstat Ebubekir’e yaptırılmıştır. 68×76 metre ebadında dikdörtgen bir alana kurulan kervansaray; açık avlulu ve kapalı holü olan menzil yapısı tarzında, revaklı odaları ve dükkanlarıyla tam teşekküllü bir külliye niteliğindedir.
- Eski Malatya Şehir Surları: İnşasına Roma İmparatoru Titus (79-81) döneminde lejyon karargâhı inşasıyla başlanmış, Traianus (98-117) döneminde genişletilmiş ve Justinianos (527-565) zamanında en son şeklini almıştır. Beşgen bir plan şemasına sahip olan surların üzerinde kentin tarihine tanıklık etmiş Alacakapı, Sıptırızkapı, Müşakkapı ve Pazarkapı gibi isimlerle bilinen toplam 11 kapı bulunmaktadır.
- Şahabiyye-i Kübra Medresesi: Ulu Cami’nin kıble yönünde yer alan ve Selçuklu dönemine tarihlenen anıtsal bir medresedir. Giriş kapısında geçmişte 41 adet kitabenin yer aldığı bilinmektedir.
- Diğer Donatılar: Bölgede ayrıca Selçuklular döneminde açık hava ibadethanesi olarak inşa edilen Namazgâh, Kırklar Şehitliği, Nefise Hatun veSıddı Zeynep kümbetleri, Ahmet Duran Mescidi, Emir Ömer Mescidi ve Zeynel Bey Mescidi gibi çok sayıda tescilli kültür varlığı yer almaktadır.
Kültürel Değerler ve Söylenceler
Eski Malatya’nın tarihi kadar somut olmayan kültürel mirası ve sözlü kültürü de oldukça zengindir:
- Süt Pınarı Efsanesi: Meydanbaşı Mahallesi’ndeki Sütlü Minare yakınında, Derme Kanalı’nın yanında bulunan ve geçmişte “Ak Çeşme” olarak anılan Süt Pınarı, asırlardır akan şifalı bir çeşmedir. Yöresel inanışa göre, yeni doğum yapmış ve sütü kesilmiş lohusa anneler bu pınardan su içtiklerinde sütlerinin yeniden geleceğine ve bereketleneceğine inanırlar.
- Mercimek Hatun Söylencesi: Bölgedeki tarihi hamamın inşası ve işletilmesi sürecinde hayırseverliğiyle bilinen Mercimek Hatun etrafında anlatılan efsaneler kentin önemli sözlü kültür ögelerindendir.
Tartışma Panosu
Bu maddeyi geliştirmek için bilgi ve kaynak paylaşımında bulunun.